Reform

Öykü

Değerli zanaatkar dostlarım, odamızın her yılın sonunda geleneksel olarak tertip ettiği değerlendirme toplantısına hepiniz hoş geldiniz. Programımızın akışı şu şekildedir: Saygı duruşu ve istiklal marşı, oda başkanımız Ercüment Bey’in konuşması, katılımcıların değerlendirmeleri, soru-cevap, her zanaat kolumuzdan ürünlerin yer aldığı sergi ve ikram şeklindedir.

Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başladı. İlçenin çeşitli vakıf ve derneklerinin yönetim kurullarında üst düzey görevler üstlenen ve aynı zamanda Avrupa Uyum Komitesi’nde gözlemci temsilcilik görevini üstlenen Ercüment Bey kürsüye geldi. Olağan klişe konuşmasını tamamladıktan sonra önceki senelerden farklı bir usulde tekrar mikrofonu eline aldı. Kararlı bir ses tonuyla:

-Değerli zanaatkar arkadaşlarım; malumunuz ülkemizin muasır medeniyetlere ulaşma ülküsünden ilhamla, medeni ulusların tecrübelerinden faydalanmak ve ekleyebileceğimiz yeni bir şey varsa eklemek aksi halde uyum göstermek gibi bir gayretle yıllarca oda başkanlığını yürüttüm. Bu sene içerisinde gerek Avrupalı dostlarımızla yaptığım istişareler ve kendi içimde gerçekleştirdiğim mutalaa çerçevesinde bazı fikirlerimi sizlerle de paylaşmak istiyorum. Bu söyleyeceklerim öncelikle geleneksel bağlılığı ve hassasiyeti yüksek olan zanaat kollarına mensup dostlarımızı ilgilendirecektir. Bu dostlarımız; tespih eşrafı, sedefkarlar, oymacılar, bakırcılar, çömlekçiler, telkari ustaları, kalemkarlar, ebru ve hat sanatçılarından oluşmaktadır. İsmini unuttuğum varsa affetsin. Bu ve bunun gibi gelenekle yüksek bağlılık derecesi bulunan mesleklerin bir revizyon programına dahil edilmesi taraftarıyız. Milletimizi yorgunluğa, tembelliğe ve verimsizliğe sevk eden oryantalist bakış açısı ve mistik eğilimler, ortaya koyduğumuz yeni vizyonla çelişkiler içermektedir. Avrupa uyum sürecinde olmamız münasebetiyle bu meslek temsilcilerinin kılık-kıyafet, çalışma usul ve yöntemlerinde daha seküler, daha modern bir çalışma anlayışı benimsemesi taraftarıyız. Dolayısıyla sizin de fikirlerinizi almadan evvel bu konudaki netliğimi vurgulamak isterim.

Kalemkar Mehmet Efendi, konuşmanın zayıfladığı bir noktada şiddetle konuya daldı:

-Derhal efendim, derhal. Şahsım olarak yıllardır Mevlana gibi ortalıkta gezmekten yoruldum. Neredeyse elimizde neyle gezer olduk. Artık bu anlamda çok sayın Ercüment Bey’in de ifade ettiği üzere bir reform ihtiyacı hasıl olmuştur. Aynı duyguları taşıdığımı ifade etmek isterim.

Hattat Şükrü Bey konuşmaya dahil oldu:

-Şimdi Mehmet Efendi kadar keskin duygular taşımasam da zaman mefhumun ruhuna uyma, Avrupai bir lisanla “Adapte” olma noktasında ben de aynı görüşteyim. Artık ay sonunu zor getiren; kanaatkar, ihtirassız, tatsız-tutsuz hayatımızdan rahatsızlık duymaya başladık. Bizim de dünya nimetlerinden faydalanma hakkımız var.  Ancak bu reformun ne gibi kriterleri olacağını da merak etmekteyim doğrusu.

Ercüment Bey, aykırı seslerin son derece cılız kalmasından cesaret bularak:

-Hay hay, efendiler. Dilerseniz beraber, tam da şu anda bu kriterleri belirleyelim. Hatta dilerseniz Kalemkar Mehmet Efendi, bu kriterleri kayda geçme hususunda yardımcı olursa, elimizde vesika kabilinden bir şey bulunur.

Ercüment Bey, Kalemkar Mehmet Efendi’nin: “Fakat Ercüment Bey, kalemkarlık mesleğinin bir kırtasiye ürünü olan ‘kalem’le ilintisi yoktur.” itirazını şaka yollu bastırarak: “Üstadım ne fark eder, elinize mi yapışır. Siz, biiznillah maharetli ellerinizle kağıda da nakşedersiniz.” demesiyle kriterlerin belirlenme safhasına geçildi.

Kriterler ele alınırken, bir takım münazaraların ve yer yer münakaşaların ardından konudan iyice uzaklaşıldı. Ercüment Bey rehavete düşülmemesi adına hızlıca toplantıyı sonlandırdı ve alınan kararların yazıya geçilmesi gerektiğini ifade etti. Kalemkar Mehmet Efendi, cebinden kalemini çıkardı ve kararları yazmaya başladı:

1-Bu toplantıya müteakip hiçbir zanaat kolunda, hiçbir atölyede yeşilin koyu renkleri kullanılmayacaktır. Bu noktada, yeşilin “neon” olarak adlandırılan en modern hali tercih edilebilir…
2- Atölyelerde yer alan mobilyaların hiçbiri ahşap olmayacaktır. Özellikle ahşabın oyma ve kakma yoluyla edilen formları kati surette yasaklanmıştır. O sırada Sedefkar Raşit Efendi, şiddetli bir itirazda bulundu:

-Ercüment Bey, ifademi mazur görün ancak bu madde sanki biraz “faşizm” içeriyor, veya da ben mi öyle algıladım?”

Ercüment Bey, şiddetli ve agresif bir otoriteyle:

-Ne münasebet efendim, Sunta da bir ahşaptır. Yahut MDF de öyledir… Zevkinize göre döşeyebilirsiniz ancak mobilyaların belli noktalarında muhakkak ki metal malzemeler tercih edilmelidir. Çelik olabilir mesela… Çelik, Avrupa modernleşmesinin, sanayi devriminin en önemli mamulüdür. Neden kullanmayalım?

3-Üflemeli çalgıları aksesuar olarak bulundurmak ve bittabi kullanmak kati surette yasaklanmıştır.
4- Üstad, bey, erbab, hoca, mirim, paşam devri bitmiştir. Herkes bundan böyle daha modern tabirler kullanmalıdır.

-Farazi söylüyorum, ebru sanatımızın kıymetli ismi Mihrimah Hanım’ın, bundan sonra İllüstratör Mihrimah olarak anılması gibi. Çünkü illüstrasyon, Avrupa medeniyetinin istikrarsızlığa, defoya ve kusura karşı başkaldırısıdır. Devam edelim.

5- Nargile kullanımı yasaktır. Pipo, puro, American Tabacco mamülleri veya elektronik sigaralar tercih edilebilir.
6- Bundan sonra misafirlerimize çay, kahve ikramında bulunurken semaver ve cezve gibi oryantalist hatlar taşıyan her türlü pişirme aparatını kullanmamız yasaklanmıştır. Bunun yerine kahve pişirme makineleri ve kettle ismi verilen cihazları kullanabiliriz. Çünkü bilirsiniz ki Avrupa medeniyetinin suya yeni bir form kazandırdığı bir aracın adıdır kettle.
7-Çalışma ortamlarımızın iç ve dış mimarisine ayrıca önem göstermemiz elzemdir. Bir tekke, dergah ambinaysı oluşmamalıdır. Daha çok sanat evi, belki atölye daha uygun olanı ise workshop tarzı bir ortam inşa edilmelidir.
8- Üretilen ürünler “Hand made” olarak etiketlenmelidir. Ancak endüstriyel tarzda seri üretim daha büyük bir katme değer oluşturacaktır. Burası opsiyoneldir.
9- Önemli bir nokta da kılık-kıyafet meselesidir. Çünkü Avrupai bir sanatkar modern giyinimli olmalıdır. Deri malzemeler, el örmesi aksesuarlar, cepli yelekler vs. Osmanlı, Selçuklu motif ve sembollerinden kaçınılmalıdır. Gömlek, şapka, mintan yerine bodyler, sweatshirtler, blazer ceketler, hanımlar için ise cross biçiminde kıyafetler ve stiletto ayakkabılar tercih edilmelidir. Kadın hakları noktasında Avrupa medeniyetinin yükselişine atıfta bulunması açısından topuklu ayakkabılar ise takdire şayandır.

Tespihçi Kemaleddin Efendi, toplantının başından bu yana sıktığı yumruğunu birden masaya vurdu ve sertçe söze girdi:

-Yahu siz deminden beri ne konuşuyorsunuz, bu ne rahatlık, bu ne işgüzarlık… Aklından zoru mu var herkesin? Kimse de demiyor ki bu akşam Kırgın Çiçekler’in sezon finali var. Burada tıkılıp kaldık. Ercüment Bey, tüm bu kararları akşam bize mail attırsın. Sonlandıralım artık bu toplantıyı. Toplantı, Ercüment Bey’in de sıkı bir Kırgın Çiçekler fanı olması sebebiyle sonlandırıldı ve Tespihçi Kemaleddin Bey’in ifade ettiği usulle kararların iletilmesine hüküm verildi.

Kasım 20, 2021
+ Yorum
Facebook Twitter Pinterest