Sezai Karakoç’un Ardından

Malumat

16 Kasım 2021, Salı günü Türk-İslam şiirinin öncülerinden, dava adamı, fikir adamı, Diriliş hareketinin öncüsü Sezai Karakoç’un ölüm haberi ajanslara düştü. 16 Kasım itibariyle 88 yaşında Fındıkzade, Ahmet Vefik Paşa Caddesi’ndeki evinde son nefesini verdi. Zeynep Karaca’nın ifadesiyle son gördüğü gün olan cuma günü, pencerelerinin açık kaldığını ve bu sebepten soğuk aldığı anlatmasına müteakip birkaç gün sonra da vefaat etmiştir.

Üstad Sezai Karakoç, şahsım için birçok şey ifade ediyor. Öncelikle şiir yolculuğumun ilk durağı olduğunu ifade etmek isterim. İlk şiir tecrübelerim, Sezai Karakoç’un Mona Roza şiirini tanıdığım dönemlere tekabül etmiştir. Okuduğum en büyük aşk şiiri olan Mona Roza’ya olan hayranlığım, ilk şiirimi kaleme almamı sağlamıştır. Sonradan bana ukalaca gelse de “Mona Roza’dan daha büyük bir aşk şiiri yazabilirim”, düşüncesi ve heyecanıyla “Sessiz Orkestra”yı kaleme almıştım. Bu şiirin ilk defa bir edebiyat dergisinde boy göstermesi ve “Ay Geceden İnmeli” adlı şiir kitabıma ilham olması sebebiyle ayrı bir yerde tutarım. Dolayısıyla şiirimin ilk adımı Sezai Karakoç’tur.

İkinci adım ise düşünce dünyamın yeni yeni zenginleşmeye başladığı dönemlerde, “Diriliş Neslinin Amentüsü”yle tanışmamdır. Bu eserle tanışır tanışmaz üzerimde büyük bir tesir uyandırmıştır. Bugün bile aradan geçen onca zamana rağmen benim için bir “Amentü” olmaya devam etmiştir.

Sezai Karakoç’u tanıdıkça sanat zevkim, düşünce dünyam aynı paralelde ilerledi. Üstadın su içtiği çeşmelerle tanışmaya ve onunla bağlantılı birçok yeni kaynaklara ulaşmama vesile olmuştur. Var olsun.

Üstad’ın eserleriyle olan muhabbetim arttıkça onu görme isteği hasıl oldu. İlk görüşmem yazıhanesinin bulunduğu Cağaloğlu’nda oldu. Kendisiyle tanışma ve sohbet etme şansına eriştim. O günlerden bugünlere birçok eserini terennüm etmeye devam ettim. Okulum bittiğinde, meslek hayatına atıldığımda bir arkadaşımın vesilesiyle bir kez daha Üstad’ın yazıhanesinde bulunma imkanına eriştim. “Piyes” temalı oldukça doyurucu ve derinlikli sohbetinden istifade ettim. Üstad’ın batıyı ve doğuyu ne denli iyi kavradığını bu sohbette gördüm. Batı edebiyatından geniş referanslarla konuları ele alışını ve tane tane izah edişini hala unutamam. Entelektüel birikimi, ona olan sıcaklığımı arttırmıştır.

Sezai Karakoç, bu bahislerin dışında her Ramazan’da en iyi arkadaşım olmuştur. Saman Yolunda Ziyafet adlı kitabını her Ramazan’da elime alır, altını çize çize okurum. Ramazan’ın ruhuna ve oruç ibadetine onun kadar derinlikli yaklaşanını da henüz görmedim.

Bunun dışında Hızırla Kırk Saat’ini altına çize çize okumuş, her zaman elimin altında bulundurmuşumdur. Her açıdan çokça istifa ettiğim çağıldayan bir nehirdi Sezai Karakoç. Onun tek başına ancak dimdik mücadelesi, soylu öfkesi her zaman rehberim olmuştur. Yıkımın, yağmanın, haramın, hırsızlığın normalleştiği günümüz koşullarında, tek başına başkaldırının adıdır Sezai Karakoç. Orkun Elmacıgil’in şu tespitini kıymetli buluyorum:

“İnsanlar tertemiz yaşayabilirler, insanlar belediyesiz, konferanssız, ihalesiz yaşayabilirler. Teşekkürler Sezai Dede, bunu gösterip gittin.”

Allah, Diriliş neslinin önderine gani gani rahmete etsin.

Üstadın 17 Kasım 2021, Çarşamba günü Fatih, Şehzadebaşı Camii’nde önce cenaze namazı kılındı sonrasında caminin haziresine defnedildi. Ben de üstadın son yolculuğunda saf tutanlardandım. Kabri başında okunan dualara eşlik ettim, hakkında yapılan konuşmalardan istifade ettim. Benim için çok büyük bir saadet vicdan rahatlığı oldu.

“Yerleşecek yer aramak
Camiinin avlusunda
Soğuk bir taşa oturmak
Gün doğmadan şehzadebaşında”

Şiirinden mülhem, üstadı Şehzadebaşı Camii’nde dev bir kalabalıkla defnettik. Herkes saf saf dizildi, en samimi dualarını etti. Kabri başında belki kendi “kanından” çocukları yoktu ama ardında saf tutan binlerce “canından” evladı vardı. Buna şahit olduk.

Bir ceviz ağacının gölgesinde onu son kez musallada gördüm. Ceviz ağacı ve Sezai Karakoç… Şehzadebaşı’nda öğle namazından, ikindiye dek şiirindeki gibi soğuk bir taşa oturup dualarla onu andık.

Memleketin üstündeki gizli dua, büyük yol açıcı Üstad Sezai Karakoç’a rabbim rahmet etsin. Zamanın yabancılaştığı, her şeyin naylonlaştığı ve her şeyin ruhsuzlaştığı bugünlerde onu kaybetmek telafisi olmayan bir acıdır. Cümle sevenlerinin başı sağ olsun.

Kasım 18, 2021
+ Yorum
Facebook Twitter Pinterest