Vicks Fabrikası Yangını

Öykü

Günlerden çarşamba günüydü. Her şey olağan gidişatında ilerlerken, sanayide büyük bir patlama meydana gelmişti. Sanayinin yakınındaki semtin sakinleri, bu patlama karşısında büyük korkuya kapılmıştı. Ancak sanayi bölgesine yakın bir konumda oturmanın bu tür olası patlamalara açık bir tarafı olduğunu da herkes biliyordu.

Bu patlamanın sanayiden geldiği açıktı ancak fabrikanın hangisi olduğu hususunda bir karmaşa vardı. Çok geçmeden haber kanalları patlamanın bir ilaç üretim tesisinden geldiğini açıkladı ve ilaç yapımında kullanılan kimyasalların yanması sonucu ortaya çıkacak zehirli gazlara karşı halk uyarıldı.

Büyük çaplı bir yangındı. Semtteki itfaiye araçları yetersiz kalmıştı. Yangını söndürmek için komşu illerden takviye araçlar gelmişti. Aynı zamanda kimyasal sızıntı ihtimalinden dolayı, ülkenin en seçkin birimleri görevlendirilmişti. Yangın çok geçmeden kontrol altına alındı. Söndürme işlemleri, zarar tespit çalışmaları tamamlandıktan sonra konu kapandı. İşçilerin öğle arasında olduğu bir sırada meydana gelen bu patlamada, ölüm vakasının olmaması sebebiyle konu gündemden düşmüştü.

Semtte yirmi beş bin insan yaşıyordu. Patlamadan sonra her şey normale dönmüş, akşam yemekleri yenip herkes uykuya dalmıştı. Ertesi sabah, semtte ilk uyanan kişiler; imamlar, kapıcılar, pazarcılar ve minibüsçüler olmuştu. Böylelikle bu sabahki garipliği ilk bu kişiler fark etmişti. İmam genzinin garip bir biçimde açık olduğunu fark etti. Ezan okurken makamı kaydırıyordu ve gözlerinden belli belirsiz yaş süzülüyordu. Saat 9.00 gibi semtte bir hareketlilik başladı. Kaldırımda gezen kedinin gözleri nemliydi. Halı silkelemeye çıkan teyzelerin burnu akıyor, balkondan aşağıya damlıyordu. Hamile kadınlar garip bir öğürtüye tutulmuşlardı.

Havayı hiç olmadık yeşil bir sis bulutu kaplamıştı. Semtte yaşayan herkesin derin derin nefes almaktan ciğerleri yoruluyordu. Kimse rahat nefes alabilmeyi engellemenin yolunu bulamıyordu. Kimisi bir köşeye geçip öksürük nöbeti geçiriyor, kimisi burnunu peçeteyle kapatarak oksijeni azaltmaya çalışıyordu.

Minibüsçü sigarasını yaktı, içine çekti. Duman, boğazına takılmadan ciğerlerine indi. Bir mentol tadı aldı. Oysa sigarayı mentolsuz içerdi. Çöpçü sokağı temizlerken her yerde yapış yapış sıvılar, tükürükler olduğunu gördü. Bu durumu amirine bildirecekti ancak amiri telefonu açmıyordu. Astım hastaları hemen semtin meydanında toplandılar ve ilçe sağlık müdürlüğüne doğru bir yürüyüş organize ettiler. Bir yandan bağırıyorlar, bir yandan öksürüyorlardı. Yolda yürüyüşü tamamlayamadan dağılmışlardı. Televizyonlar bu olağanüstü durum karşısında hızlıca son dakika yayınlarına başladı. O sırada İsmail Kaymaz, Nagehan Salça, Hilal Kedigiller arasında yaşanan siyasi mülahazalar kesilmiş, semtte yaşanan bu olağanüstü durum karşısında yeni bir tartışma başlamıştı. Bu durumun dış mihrakların oyunu olup olmama konusunda kararsızlıklar yaşıyorlardı ancak millet ittifakının erken seçim talebiyle doğrudan ilişkili bir durum olduğu konusunda herkes hemfikirdi.

Mahalle ilk günü sıkıntılı atlatmıştı. Ertesi gün acıları biraz daha dinmiş, ilk haftanın sonunda oluşan yeni duruma vücutları alışmıştı. Artık kimse durumu yadırgamıyor, normal hayatlarına devam ediyordu. Teyzeler, açılmış ciğerleriyle, kırlarda şen şakrak yuvarlanıyor; genç sevgililer bir ellerinde tost, bir ellerinde gazozla sahilde yürüyor, tiktok videoları çekiyordu. Minibüsçüler mentollü sigara içmenin güzelliklerini keşfediyordu. İmamlar ara ara kaçan makamı, yeni bir tarz olarak değerlendiriyor ve camiden arta kalan zamanlarda, belediyenin kültür salonunda Cazz müzik konseri veriyordu.

Vicks Fabrikası yangını bir çağı kapatıp, yeni bir çağı başlatmıştı.

Kasım 14, 2021
+ Yorum
Facebook Twitter Pinterest